Biraz da yüzümüzün tebessüm etmesi adına genel manada "kızlarımız":- Genel olarak benimsedikleri düstur "arkadaşımın durumu iyi olsun ama benden iyi olmasın"dır. Birbirlerini çekememezlik katsayıları dünyanın başka yerinde olmayacak derecede yüksektir. Aynı siklette mücadele ettiklerinin arkadaşları tarafından geçilmeleri imrenmekten ziyade, ayağına çelme takma fikrini doğurur.
-Güzellik kavramı, güzel dedikleri kızın tanış olup olmamasına bağlıdır. Hiç tanımadıkları bir insan son derece güzel olabilirken, bir şekil aynı ortamı paylaştıkları bir kız asla güzel olamaz, her daim zevksizdir ve berbat giyinmektedir.
-Bir kızın yanından başka bir kız için güzel demeniz "abaza" damgası yemenize sebebiyet verebilir. O yüzden ay parçası bile geçse, güneşe mahkumsun ay olsan kaç yazar diyerek paçayı sıyırmanın yollarını arayın.
-Çok önemsiz bir meseleyi çok önemliymiş gibi anlattıklarını anlamak için yanlarında yürüyen insanın cinsiyetini belirlemeniz yeterlidir. Yan tarafta yürüyen erkek havadaki bulutlara bakıp,uçağın nasıl uçtuğunu tahayyül etmeye çalışıyorsa ya da yanda yürüyen kız dünyaya yaklaşan kuyruklu yıldız haberi gibi can kulağıyla dinliyorsa bilin ki önemsiz bir mesele insanlık olayı gibi anlatılmaktadır. Ve muhtemelen bu konuşmanın bir yerinde şu cümle geçer :" ama di mi, ben haklıyım yani. ne kadar düşüncesiz davranıyor bana karşı."
-Uzunca yıllar karşılaşmadıkları bir kız arkadaşlarını görmelerinin ardında akıllarına "nasıl" olduğu sorusundan ziyade "nerede olduğu" sorusu gelir. Özlem duygusu yerini merağa bırakır ve olası bir "karşı tarafın çok iyi olması" durumunda, özlem ve merak gidip yüze garip bir hüsn düşer.
-Her daim meseleleri alttan aldıklarını zanneden kızlarımız aslında meselenin en yukarısında olduklarının farkında değillerdir. Bir tartışma varsa kazanmak uğruna boşa çaba harcamayın; zeytinyağı-su.
-ATM'lerimizin asıl sorunu kart sıkışması değil kız sıkışmasıdır. ATM'lerde kart sıkışmasından çok daha fazla kız sıkışması yaşanır. Aynı kart ile 3 başarısız denemenin ardından kızımız artık ATM'de sıkışmıştır. Lütfen panik yapmayınız ve en yakın şubeyi arayarak insanlık namına durumu haber veriniz.
-Bilgisayar başında oturan kız son derece ciddi bir havaya bürünür. MSN'i son derece ciddi kullanan kızlarımız orayı sosyal bir hayat ortamına dönüştürmekle kalmaz listelerini 7658 farklı kategoriye ayırırlar. Gören MSN'de yazmıyor sanki de NASA'ya uzaya atılacak roketle ilgili son bilgileri veriyor zanneder o ciddiyet içerisinde. Şu dosyayı gönder dersin "nasıl oluyor?" der, "bari şu dosyayı al" dersin "bu dosya nereye kaydoldu" sorusunun ardından mahalle trafosunu patlamayı düşünürsün ciddi şekilde.
-Erkekler aktristlere sadece "güzel hatun" gözüyle bakarken, kızlarımız ciddi manada artistlerle bir aşk dünyası yaşarlar kendi içlerinde. Brad Pitt, Madd Damon ya da herhangi bir meşhur dizi karakteriyle ciddi olarak evlilik hayalleri kurarlar ve olası bir şekilde bu hiç tanımadığınız ve muhtemelen de hiç tanımayacağınız artistlere bok atmanız durumunda savunma psikolojisine girerler. Babasına küfretsen o kadar savunmazlar. Bunların hayalini kurup Ciguli prototibi biriyle evlenmelerindeki ironiyi göz ardı ediyorum.
-Beyaz converse-dar kot pantolon-tüylü,kalın ama kolsuz! mont giyen saçına da hediye paketi gibi kurdela takanları gördüğünüz an, en yakın sığınağa gitmenin yollarını arayın.
-Futbolun anlamsızlığından bahsetmeye başladıkları an sakın ola ki "sanane, bu benim zevkim" demeye kalkışmayın. Sonsuz döngüye giren bir tartışmanın ortasında bir anda kendinizi "Fenerbahçe mi ben mi?" gibi o anla en ufak alakası olmayan bir sorunun içinde bulup geceleri uykusuz kalabilirsiniz. "Futbolu sevmek benim mallığımdan mütevellit ve evet ben malım" diyerek orta! yolu bulmanız faydanıza olacaktır.Spor onlar için sadece bir zayıflama vasıtasıdır bunda da sürekliliği yakalamış bir türe henüz rastlanmadı.
*Bu sadece bir genellemedir. Ben kendi kıçımı kurtarmak adına "benim hayatımda tanıdığım böyle birisi ya da birileri kesinlikle yoktur" diyorum. Yazarın korkusu konu resmi olarak çizilmiş bir kız resmi kullanmasında da ayyuka çıkmaktadır.
*Söz konusu kişi ile kurumlar tamamen hayal ürünüdür ve gerçekle en ufak bir bağlantısı yoktur. Tüm hakları yazarın kişisel patavatsızlığına aittir.
1 yorum:
Ne kadar da haklı bir yorumdur. Ekşi bir katkı olmuş kardeş tebrikler...
Yorum Gönder