
Siyaset bilimi okudum derslerde ama siyaseti asla anlayamayacağım.
Ya da Türkiye siyasetini anlamadım.
Ya da anladım ama böyle siyaset yapılmaz diyorum içimden…
Teorik ve pratik aynı sanmışım, değilmiş.
Rusya Gürcistana saldırdığında, hastane-okul vurduğunda 21. yy da olamaz bu dedim. Oldu… Bizden pek ses çıkmadı.
İsrail, Gazze’ye saldırdığında bütün ülkeler “sivillere” saldırı var diyerek bu vahşeti durduracak sandım. BM okulları bile vurulurken çıt yoktu. Biz gürledik.
Sudan liderini, Darfur’daki insan hakları ihlalleri gerekçesiyle kınamak, en azından tepki göstermek lazımdı. Seçilmiş deyip, susuyoruz.
İnsan hakları “DİL, DİN, IRK, MEZHEP” farkı gözetmeden TÜM İNSANLARIN doğuştan elde ettiği haklardır.
Bunları ihlal edenlerin en sert şekilde cezalandırılması, tüm Dünya toplumlarının yapılan ihlallerde tek ses olup, insanlık suçu işleyenleri bertaraf etmesi gerekmektedir.
Gürcüler başka dinden, ırktan vb. iken ses çıkarmayıp, kendi dininden, ırkından olanlar için sesimizi yükseltirsek, bu insan hakları savunuculuğu değil, din-dil-ırk-mezhep savunuculuğu olur ki amaçtan tamamen uzaklaşır, tam tersi istikamette ilerlemiş oluruz.
Bir dakika durup kendimize şunları sormak iyi gelebilir:
Ya da Türkiye siyasetini anlamadım.
Ya da anladım ama böyle siyaset yapılmaz diyorum içimden…
Teorik ve pratik aynı sanmışım, değilmiş.
Rusya Gürcistana saldırdığında, hastane-okul vurduğunda 21. yy da olamaz bu dedim. Oldu… Bizden pek ses çıkmadı.
İsrail, Gazze’ye saldırdığında bütün ülkeler “sivillere” saldırı var diyerek bu vahşeti durduracak sandım. BM okulları bile vurulurken çıt yoktu. Biz gürledik.
Sudan liderini, Darfur’daki insan hakları ihlalleri gerekçesiyle kınamak, en azından tepki göstermek lazımdı. Seçilmiş deyip, susuyoruz.
İnsan hakları “DİL, DİN, IRK, MEZHEP” farkı gözetmeden TÜM İNSANLARIN doğuştan elde ettiği haklardır.
Bunları ihlal edenlerin en sert şekilde cezalandırılması, tüm Dünya toplumlarının yapılan ihlallerde tek ses olup, insanlık suçu işleyenleri bertaraf etmesi gerekmektedir.
Gürcüler başka dinden, ırktan vb. iken ses çıkarmayıp, kendi dininden, ırkından olanlar için sesimizi yükseltirsek, bu insan hakları savunuculuğu değil, din-dil-ırk-mezhep savunuculuğu olur ki amaçtan tamamen uzaklaşır, tam tersi istikamette ilerlemiş oluruz.
Bir dakika durup kendimize şunları sormak iyi gelebilir:
Gazze’de öldürülen insanlara mı üzüldük, ağladık? Orada ölen Müslüman insanlara mı?
Darfurda öldürülen insanlara mı üzülmek, ağlamak gerekir? Orada ölen Müslüman-Hristiyan-Yahudi-Ateist insanlara mı?
Şimdi Dünya’nın her yerinden insanların katıldığı bir toplantıda, biri Darfur hakkında, El Beşir’e “one minute” yapsa o kişi bize göre ne olur? Vezir mi, rezil mi?
Bu soruları kendi içimizde cevapladığımızda en doğru/samimi sonuca ulaşacağız…
Ama ben bu soruların cevaplarından eminim...
"one minute" El Beşir "one minute"...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder