Kadifekale’ye gideceğiz arkadaşlarımla… Ama herkes tereddütlü.
Çünkü oralar pek tekin değil diye nam salmış. Genelde Doğulu vatandaşların oturduğu, sosyo-ekonomik olarak biraz geri kalmış olduğu düşünülen bir yer…
Geri kalmak ne demekse! Doğulu vatandaşlar ne demekse!
İzmir’in içinde, ama bir o kadar dışında…
Biraz düşününce hak veriyor insan…
Öyle anlatılmış çünkü…
Karanlık bir odaya girmemek konusunda, küçükken annemiz tarafından korkutulmak gibi.
Öyle böyle derken, gitmeye karar verdik.
Gittik…
Kadifekale’li bir ufak kız bize yolu tarif etti. Bir süre bize eşlik etti. En güzel manzaralı yerleri gösterdi. Korkulan insanlardan biri diye geçirdim içimden… Demek korkulmaması gerekenler de varmış…
Çocuklar uçurtma uçuruyor, kadınlar tandır ekmeği yapıp satıyor, bunun yanında heybe-halı-kilim üretip satan yine kadınlar… Kadın girişimciliğinin zirve yaptığı bir yerdeyim, Kadifekale’deyim…
Çocuklar cambiş (bilye) oynuyorlar, dayanamayıp biz de katılıyoruz onlara, ama cambişleri yutuluyoruz:)
Sonra kaleye çıkıyoruz.
Muhteşem İzmir manzarası... Herkese nasip olmaz görmek, çünkü oraya gitmeye cesaret gerek. Karanlık odalara girmek gerek.
Karanlık odanın içinde “aydınlık” olanları görmekten mahrum kalmamak için...
Yanımızdan geçen ufaklıklardan biri “Ne işiniz var burada, saat kulesine gitseniz ya!” diyor. Gülüyorum, herkes elinde olmayan şeyi ister…
Çok sert bir rüzgar var, içimden uçurtma olup uçmak geldi bir ara, rüzgara kendini bırakmak…
Manzarayı izlemeye devam ediyorum, bütün körfez ayaklarımın altında…
Birkaç hatıra fotoğrafı çekiliyoruz arkadaşlarla…
Çok güzel bir gün bitiyor… Herkes mutlu ama…
İyi ki gitmişiz Kadifekale’ye…
Çünkü oralar pek tekin değil diye nam salmış. Genelde Doğulu vatandaşların oturduğu, sosyo-ekonomik olarak biraz geri kalmış olduğu düşünülen bir yer…
Geri kalmak ne demekse! Doğulu vatandaşlar ne demekse!
İzmir’in içinde, ama bir o kadar dışında…
Biraz düşününce hak veriyor insan…
Öyle anlatılmış çünkü…
Karanlık bir odaya girmemek konusunda, küçükken annemiz tarafından korkutulmak gibi.
Öyle böyle derken, gitmeye karar verdik.
Gittik…
Kadifekale’li bir ufak kız bize yolu tarif etti. Bir süre bize eşlik etti. En güzel manzaralı yerleri gösterdi. Korkulan insanlardan biri diye geçirdim içimden… Demek korkulmaması gerekenler de varmış…
Çocuklar uçurtma uçuruyor, kadınlar tandır ekmeği yapıp satıyor, bunun yanında heybe-halı-kilim üretip satan yine kadınlar… Kadın girişimciliğinin zirve yaptığı bir yerdeyim, Kadifekale’deyim…
Çocuklar cambiş (bilye) oynuyorlar, dayanamayıp biz de katılıyoruz onlara, ama cambişleri yutuluyoruz:)
Sonra kaleye çıkıyoruz.
Muhteşem İzmir manzarası... Herkese nasip olmaz görmek, çünkü oraya gitmeye cesaret gerek. Karanlık odalara girmek gerek.
Karanlık odanın içinde “aydınlık” olanları görmekten mahrum kalmamak için...
Yanımızdan geçen ufaklıklardan biri “Ne işiniz var burada, saat kulesine gitseniz ya!” diyor. Gülüyorum, herkes elinde olmayan şeyi ister…
Çok sert bir rüzgar var, içimden uçurtma olup uçmak geldi bir ara, rüzgara kendini bırakmak…
Manzarayı izlemeye devam ediyorum, bütün körfez ayaklarımın altında…
Birkaç hatıra fotoğrafı çekiliyoruz arkadaşlarla…
Çok güzel bir gün bitiyor… Herkes mutlu ama…
İyi ki gitmişiz Kadifekale’ye…
1 yorum:
izmirli olmama rağmen ben bile hayatım boyunca sadece bir defa bulundum kadifekalede. O da izmir tarihi projesi adı altında rahmetli Priştina başkanın tüm öğrencileri gezdirdiği bir gezi idi. dediğin üzere izmirli kime sorarsanız o tarafa tedirgin yaklaşır. Haksızlar mı diye sorgulamak saçma değil.
Ama bildiğim tek gerçek, izmir'in belki de en ürkülerek gidilen yeri kadifekale, bir o kadar da en güzel manzarası tartışmasız kadifekalede yer alıyor. sağ yanında liman bornova önünde körfez boylu boyunca Konak,Kordon, Sahil boyu...
Naptın hocam sen ya özlettin oraları :D...
Yorum Gönder