14 Haziran 2009 Pazar

BEN KİMİM?


Uzun süredir yazamıyordum, "zaman" sızlıktan... Sistemin kölesi oldum, muhder'in dediği gibi modern köle...

Nasıl yaşayacağınızı ya da nasıl yaşadığınızı anlatmak istedim biraz önce, çünkü artık biliyorum.
Tıpkı Matrix'te, Neo'nun kafatasının arkasına takılan kablo sonucu "I know kung-fu" dediği gibi... Tıpkı onun kadar kısa bir sürede hem de...



Doğdunuz, büyüdünüz, okudunuz-okumadınız, evlendiniz-evlenmediniz... ama yaşıyorsunuz... buraya kadar tamam!

ilkokul, lise, ünversite, işletme-iktisat-mühendislik-tıp... buraya kadar da tamam...
Para denilen şeyi kazanmaya başlıyorsunuz. Sabahtan akşama kadar "emek" vermek zorundasınız. Bunun sonucu az veya çok birşeyler elinize geçecektir.

Sonra önünüze hedefler gelecektir. O hedefleri gerçekleştirmek için daha çok çalışmak zorundasınızdır, çünkü sistemin hedefleri her zaman "daha" çoktur, "daha" fazladır.

"daha" lar içinde kaybolursunuz. Bununla orantılı daha fazla para kazanırsınız. Matemetikteki doğru orantıyı en somut burada anladım. Ne kadar çok çalışırsan, o kadar fazla kazanıyorsun.

Daha çok üretim, daha çok satış, daha çok hasta, daha çok makine, daha çok daha çok daha çok...

Kazandığınızı harcayacaksınız elbette.

"emeğinizin" karşılığı olan parayı harcayacak zamanınız kalmışsa elbette.

Hem de ne güzel şekilde, en pahalı yerlerde, en güzel yemeklerle...

Gördünüz mü?

Sisteme nasıl dahil oldunuz!

Sizin de "en"leriniz oldu... "Daha" çok kazandıkça "en"leriniz artacak.


Ailenize en güzel hediyeyi vermeye çalışacak, kız arkadaşınızla en güzel yerde yemeğe gidecek, arkadaşlarınızla en güzel mekanda içecek, herşeyin en iyisini yapmaya çalışacaksınız...

Çünkü emek vererek kazandığınız parayı, en güzel şekilde, en kısa sürede, dibine kadar bitirmek sizin hakkınız...

"Daha" ve "en"lerle uğraşırken kendinizden veya çevrenizden birçok şeyi nasıl kaybettiğinizi de göreceksiniz...

Aslında ufak şeylerin değerinin ne kadar büyük olduğunu, şaşalı mekanların ne kadar basit, basit dediklerinizin ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız...

İlkokulda mahalle aralarında arkadaşlarınızla oynadığınız tek kale maçları, lise yıllarındaki gizli olarak içtiğiniz içkileri, üniversite yıllarında cebinizdeki son bir-iki lira ile aldığınız ekmek ve peyniri, ilk kız arkadaşınızla "basit" bir çay bahçesinde içtiğiniz çayı hatırlayacaksınız...
Artık sistemin kendisi oldunuz...

Gerçek "EN" leri "DAHA" fazla kereler yaşamak dileğiyle...

1 yorum:

cavit dedi ki...

can-ı gönülden katılıyorum hocam. çok güzel yazmışsın...