
Hegel'in, Marx'a söylediği rivayet edilen bu cümleyi seviyorum. Sırf bu yüzden başlık olarak seçtim.
Son günlerde teknolojiye limon olasım geldi…
Malum bir süre önce Türkiye’deki siyasi parti liderlerinden Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları bir helikopter kazasında yaşamlarını yitirdiler. Yapılan aramalar sonuçsuz kaldı. Bir türlü enkazın yeri tespit edilemedi, kazazedeler bulunamadı. Ne askeri ne sivil hiçbir ekip enkaza ulaşamadı.
Enkazı bulan, ironik olacak ama, belki de cep telefonu bile olmayan köylülerdi.
Otomatik yerine mekanik işe yaramıştı.
Füzelerin havada infilak edilebildiği, insanoğlunun aya çıkıp hop hop yürüyebildiği-zıp zıp zıplayabildiği, sınırlardan geçen teröristleri uzaydan! tespit edilebilmek için askeri-siyasi anlaşmaların yapıldığı bir yüzyılda enkazı yanlış yerlerde aradık. Çünkü teknolojiyi yanlış anladık…
Bugün de yerel seçimler vardı. Televizyonlarda dokunmatik ekranlar, seçim sonuçlarının anında yansıması, olağanüstü “server” ve “bellek”leri olan bilgisayarlar…
Yine nasıl bir tezatlık diye düşündüm…
Lakin mekanik olanın işe yaradığını daha önceki olaylarda görmüş olacağız ki, sandık başlarında teknolojiyi kullanamadık. Teknolojiden pek anlamam, bilişimle aramın en iyi olduğu yer sade-düz bilgisayar veye internet işlemleridir. Ancak en basit sitelerde bile anketlerin yapılabildiği, “sadece bir kez tıklayabilirsin” gibi uyarılar verebilen bir çağda neden hala mekanik olanı tercih edip, tonlarca kağıt harcayıp, seçim sandıklarının başında kargaşa yaratıldığını anlayamıyorum.
Sanırım yanlış yerlerde kullanıyoruz teknolojiyi…
Veya her şeyde olduğu gibi teknoloji de yanlış anladık.
Malum bir süre önce Türkiye’deki siyasi parti liderlerinden Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları bir helikopter kazasında yaşamlarını yitirdiler. Yapılan aramalar sonuçsuz kaldı. Bir türlü enkazın yeri tespit edilemedi, kazazedeler bulunamadı. Ne askeri ne sivil hiçbir ekip enkaza ulaşamadı.
Enkazı bulan, ironik olacak ama, belki de cep telefonu bile olmayan köylülerdi.
Otomatik yerine mekanik işe yaramıştı.
Füzelerin havada infilak edilebildiği, insanoğlunun aya çıkıp hop hop yürüyebildiği-zıp zıp zıplayabildiği, sınırlardan geçen teröristleri uzaydan! tespit edilebilmek için askeri-siyasi anlaşmaların yapıldığı bir yüzyılda enkazı yanlış yerlerde aradık. Çünkü teknolojiyi yanlış anladık…
Bugün de yerel seçimler vardı. Televizyonlarda dokunmatik ekranlar, seçim sonuçlarının anında yansıması, olağanüstü “server” ve “bellek”leri olan bilgisayarlar…
Yine nasıl bir tezatlık diye düşündüm…
Lakin mekanik olanın işe yaradığını daha önceki olaylarda görmüş olacağız ki, sandık başlarında teknolojiyi kullanamadık. Teknolojiden pek anlamam, bilişimle aramın en iyi olduğu yer sade-düz bilgisayar veye internet işlemleridir. Ancak en basit sitelerde bile anketlerin yapılabildiği, “sadece bir kez tıklayabilirsin” gibi uyarılar verebilen bir çağda neden hala mekanik olanı tercih edip, tonlarca kağıt harcayıp, seçim sandıklarının başında kargaşa yaratıldığını anlayamıyorum.
Sanırım yanlış yerlerde kullanıyoruz teknolojiyi…
Veya her şeyde olduğu gibi teknoloji de yanlış anladık.
Sadece evimizde baş köşeye LCD televizyon almak, en üst özelliklere sahip dizüstü bilgisayarları kullanmak, en son teknoloji cep telefonları ile konuşmak sandık…
Teknoloji sayesinde geri kalmışlığı bu kadar güzel gösterebilen bir yer var mıdır Dünya'da acep?
Teknoloji sayesinde geri kalmışlığı bu kadar güzel gösterebilen bir yer var mıdır Dünya'da acep?
