
Nasil oluyor biliyor musun?
Sabahleyin evden çıkıyorum… Bizim köşede bir medical var. Orada çalışan mı senin parfümünden kullanıyor, yoksa burnumda eski zamanlardan kalma bir koku mu var, bilemedim… Ama papatya gibi kokuyor, biraz daha başka aslında ama özü bir çicek gibi… onu duyuyorum aklıma geliyorsun…
Kahvaltı yapıyorum, senin kahvaltıyı sevdiğin aklıma geliyor… mis gibi kızarmış ekmek falan… bol baharatlı zeytinyağı sonra…
Arada bizim kayaya gidiyorum… Oradan manzara güzel… Hem sessiz, biraz kargaşadan uzaklaşıyor gibi oluyorum. Biraz da rüzgarlı ya! Hep rüzgar olmak istemişimdir, iyi geliyor…
Geçenlerde şehirdeyim, bir arkadaşım yer tarif etti, orada buluşacağız… Seninle bir-iki doktoru ziyaret etmiştik, oralarda işte, kulaklarını çınlattım yine…
İki-üç kere İstanbul’a gittim. Maç izledim arkadaşlarla... Orada gezerken hatirladim bir ara… bir de Sultan Ahmet köftecisine gittim, oraya da ugramistik bir ara… Besiktas’a giderken metroyu ve tramvayi kullandim, senle bulusmaya gider gibi…
…………………………………………………………………………………………..uzar gider bu!
Zaman geçtikçe daha da az geliyor parfümün kokusu burnuna…
Onun sevdiği şeyleri daha az hatırlıyorsun…
Alışkanlıklarını, söylediği komik sözleri, yanlış yaptığı telafuzları unutuyorsun…
Gezdiğin, gittiğin yerleri anımsamıyorsun…
Bir ara aklına geliyor yine… çok zor zamanlarda belki… morale ihtiyacın olduğunda, kendini yanlız hissettiğinde… çok saçmaladığında/saçmaladıklarında, çok özlediğinde, çok sıkıldığında…
Geçiyor ama değil mi?
Ya da öyle sanıyorsun…
Yaşadığın orjinal birşeyleri hatırlamak bile güzel yine de…
Yaşadığın orjinal birşeyleri hatırlamak bile güzel yine de…